Kavramla İlgili Bazı Tanımlar ile ilgili detaylı bilgi almak için formu doldurun, uzmanlarımız sizinle iletişime geçsin.

Kavramla İlgili Bazı Tanımlar

Kavramla İlgili Bazı Tanımlar

  1. Sürdürülebilir kalkınma

İnsan sağlığı ve doğal dengeyi koruyarak sürekli bir ekonomik kalkınmaya olanak verecek şekilde, doğal kaynakların rasyonel yönetimini sağlamak ve gelecek nesillere yaşayabilecekleri bir doğal fiziki ve sosyal çevre bırakmak yaklaşımıdır.

    1. Süreklilik ekonomisi (ya da ekonomik sürdürülebilirlik)

Bu yaklaşımda, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen ülkelerde çevre politikalarıyla uyumlu, nüfus, gelir dağılımı, eğitim, hukuk, sanayileşme, dış ticaret, bayındırlık politikaları gibi tüm makro ve mikro nitelikteki politikalar birlikte ele alınmaktadır.

Çöp ve atık santrallerinin kurulması, cam şişelerin yeniden değerlendirilmesi, kurşunsuz benzinlerin kullanılması, elektrikle çalışan otomobiller, vb. gibi çalışmalar, sürdürülebilir kalkınma stratejisinin konseptini güçlendirirken, bunun yanı sıra bölgelerarası farklılıkların kapatılması, cinsiyet ayırımının ortadan kaldırılması, eğitim seviyesinin yükselmesi, çocuk seks turizminin engellenmesi gibi konular da bu yaklaşımın bir unsurudur.

    1. Entegre raporlama ve sürdürülebilirlik raporlaması

Sürdürülebilirlik raporlaması, genel itibarıyla şirketin ekonomik, çevresel ve sosyal konulara etkisi hakkında bilgi vererek, şirketlerin yeni küresel sürdürülebilir ekonomiye entegre olabilmek için gereken hedefler belirlemesini ve değişiklikleri yapmasını sağlar.

Sürdürülebilirlik raporlarına güvence verilmesi ise bağımsız bir üçüncü tarafın bir şirketin sürdürülebilirlik bilgilerinin güvenilirliği hakkında güvence sağladığı bir süreçtir. Sürdürülebilirlik raporlarına güvence verilmesinin amacı, paydaşlara bu bilgilerin güvenilir olduğuna dair bir güvence düzeyi sağlamaktır. Bu sayede, paydaşlar şirketle ilgili daha sağlıklı yatırım kararı verebilir. Sonuç olarak, sürdürülebilirlik performanslarını etkili bir şekilde paydaşlarına aktarabilen şirketler, artan şeffaflık, gelişmiş karar verme, düşük risk, yatırım çekme ve çalışan motivasyonlarının artırılması gibi bir dizi fayda elde edebilir. Dolayısıyla, şirketlerin sürdürülebilirlik konusunda yaşanan gelişmeleri yakından takip ederek bu çerçevede aksiyon almaları oldukça önemlidir.

Sürdürülebilirlik raporlaması, bir şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını paydaşlarına açıklama sürecidir. Sürdürülebilirlik raporları tipik olarak bir şirketin iklim değişikliği, su kullanımı, atık yönetimi, çalışan ilişkileri ve insan hakları gibi alanlardaki politikaları, prosedürleri ve performansı hakkında bilgiler içerir.

Entegre raporlama ise, bir şirketin performansının tüm yönlerini içerecek şekilde sürdürülebilirliğin ötesine geçen daha kapsamlı bir raporlama yaklaşımıdır. Entegre raporlar, bir şirketin mali, çevresel, sosyal ve yönetişim performansı hakkındaki bilgileri entegre ederek zaman içinde nasıl değer oluşturduğuna dair bütüncül bir görünüm sağlar.

Sürdürülebilirlik raporlaması ile entegre raporlama arasındaki temel fark, açıklanan bilgilerin kapsamıdır. Sürdürülebilirlik raporları, bir şirketin ESG performansına odaklanırken, entegre raporlar bir şirketin performansına ilişkin daha bütüncül bir görünüm sağlar.

    1. Performans raporlaması

Performans raporlaması, ürün veya proje performansına ilişkin bilgilerin toplanması, analiz edilmesi ve sunulması sürecidir.

Performans raporlamanın amacı, ürünün ilk tahminlere ve hedeflere göre ne kadar iyi performans gösterdiğini değerlendirmek ve iyileştirilecek alanları belirlemektir.

    1. Environmental Social Governance (ESG) (Çevresel, Sosyal, Yönetişimsel- ÇSY)

ESG ya da ÇYS, bir şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim uygulamalarının, bunların etkilerinin ve bu değerlendirmelere göre ilerlemesinin incelenmesini ifade eder. Yatırımcıların “sosyal sorumluluk sahibi” şirketleri ararken dikkate aldığı bir dizi kriteri içerir. Sermaye piyasaları, kuruluşları değerlendirmek ve gelecekteki finansal performansı belirlemek için ESG’yi kullanır. Etik, sürdürülebilir ve kurumsal yönetişim, finansal olmayan performans göstergeleri olarak kabul edilir ve bir şirketin karbon ayak izi gibi etkisini yönetmek için hesap verebilirliği ve sistemleri sağlar.

Çevresel" (Environmental), şirketlerin doğal kaynak kullanımı, enerji verimliliği, karbon emisyonları ve çevresel etki gibi çevresel faktörlere odaklanır. Başka bir ifadeyle, İklim krizinin olumsuz etkileriyle birlikte, yatırımcılar artık şirket operasyonlarının çevre üzerindeki etkilerini nasıl yönettiğine bakar. Çevresel kriterler, bir kuruluşun enerji kaynaklarının kullanımını, atık yönetimine ilişkin politikalarını, net sıfır emisyon, biyoçeşitlilik ve iklim krizine yönelik etki ve çabalarını içerir. Bu kriterlere ayrıca ormansızlaşma ve su kirliliği de dâhildir. Yani bu kriter, bir kuruluşun doğal kaynakların korunmasını ne kadar dikkate aldığının göstergesidir.

Sosyal" (Social), işçi hakları, işçi güvenliği, çeşitlilik ve toplumsal katkı gibi toplumsal sorumluluk ve insan hakları konularını içerir. Başka bir ifadeyle, yönetim ve çalışan ilişkilerine odaklanan sosyal ilişkileri kapsayan bu kriter, aşağıdaki örnekler de dahil olmak üzere bir kuruluşun çalışanları da dahil olmak üzere bütün paydaşlarına nasıl davrandığını ele alır:

  • Kuruluşun faaliyet gösterdiği ve hizmet verdiği yerel topluluklar üzerindeki bağlantısı ve etkisi dahil olmak üzere paydaş ilişkileri
  • Tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi
  • Veri koruma ve gizlilik politikaları
  • Küresel olarak yoksul ve yetersiz hizmet alan topluluklara yardım eden projeleri veya kurumları finanse etme çabaları
  • Çalışan çeşitliliği, eşitlik ve kapsayıcılık
  • Çalışan bağlılığı ve memnuniyeti
  • Sağlık ve güvenlik
  • İnsan hakları ve etik ilkeler
  • Çalışma standartları
  • Sürdürülebilir tedarik zinciri

Yönetişim" (Governance), şirketin içsel yönetim yapısını, hesap verebilirliği ve etik uygulamalarını değerlendirir. Bu kriter iyi yönetişim için gerekli karar verme faktörlerini, kurumsal şeffaflık, hesap verebilirlik, kapsayıcılık ve uyumluluk kültürlerini içeren konuları ve çabaları kapsar. Aynı zamanda hissedarlar, yatırımcılar ve müşteriler gibi paydaşlarla olan ilişkileri de içerir. Yönetişim, uyumu sürdürmek için dâhili sistem kontrollerine ve uygulamalarına odaklanarak bir şirketin kendisini nasıl denetlediğini inceler. Bu kriterler dizisi kapsamında kuruluşlar; yönetim kurulu oluşumu, yönetim kurulu-hissedar ilişkileri, mali rapor şeffaflığı, tedarikçiler ve düzenleyicilerin politikaları gibi konuları değerlendirmelidir.

    1. Sürdürülebilirliğin boyutları

NOT: Literatürde “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN ÜÇ AYAĞI YA DA SACAYAĞI” olarak da ifade edilmektedir.

Ekonomik, çevresel ve sosyal olmak üzere üç temel boyutu vardır (Brundtland Raporu’nda üç boyuttan bahsedilmiştir).

  1. Çevresel boyut: Su kaynakları, arazi, ormanlar, hava, doğal kaynaklar ve vahşi yaşamın yönetimi gibi çevresel olay ve sorunlara çözüm bulmak için kullanılan yönetmelikleri, yasaları ve diğer araçları içerir.
  2. Sosyal boyut: Sosyal sorunları destekleyen girişimler, kamu politikaları, planlama ve düzenlemeleri ifade eder. Sosyal boyut tüm insan faaliyetlerini etkilediği için sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik ve çevresel boyutlarıyla güçlü bir şekilde bağlantılıdır. Sosyal açıdan sürdürülebilir bir toplumun oluşabilmesi için beş temel ilkeden söz edilebilir (McKenzie, 2004):

Eşitlik: Toplumun tüm üyeleri için, özellikle maddi açıdan en yetersiz ve savunmasız bireyler için eşit fırsatlar sağlanmalıdır.

  • Çeşitlilik: Toplum çeşitliliği teşvik etmelidir.
  • Bağlılık: Toplumun içinde ve dışında, resmi, gayri resmi ve kurumsal düzeyde birbiriyle bağlantılı olmayı mümkün kılacak sistemler ve yapılar sağlanmalıdır.
  • Yaşam kalitesi: Birey, kurum ve toplum düzeyinde tüm üyeler için temel ihtiyaçların karşılanması garanti edilmeli ve iyi bir yaşam kalitesi geliştirilmelidir.
  • Demokrasi ve yönetişim: Topluluk için demokratik süreçler, şeffaf ve hesap verilebilir yönetişim yapıları sağlanmalıdır.
    1. Ekonomik boyut: Şirketlerin ekonomik kalkınma ve büyümeye katkıda bulunma yeteneklerine dayanmaktadır. Üretimlerinden kaynaklanan riskleri sınırlayarak çevrenin korunmasını teşvik edilmelidir. Ürünlerin geri dönüşümü ve yenilenebilir enerjinin kullanımı bu nedenle ekonomik ayağın gelişiminin temel yönleridir.
      1. Döngüsel ekonomi

    Ekonomik sürdürülebilirlik döngüsel ekonomiyi öngörür. Mevcut ekonomi modelinde üretim düz bir çizgidir. Ürün yapımı, bu süreçte kaynak israfı ve kirletilmesi, ürünün kirleticiye ulaştırılması aşamasında kaynak israfı ve kirletilmesi gibi sorunlar vardır. Kullanıcılar ürünü verebilir veya satabilir. Bu süreçte ürün yıpranır ve ürüne ilgi azalır, elden çıkarma sorunu ile yüzleşir ve çöp olur. Ürünü depolama veya çöp olarak elden çıkarma, daha fazla atık ve kirliliğe sebep olmaktadır. Buna lineer ekonomi denir.

    Döngüsel ekonomide atık ve kirliliğin azaltımı/ortadan kaldırılması hedeflenir. Döngüsel ekonomide üreticiler ürünlerini dayanıklılık ve yeniden kullanım için tasarlar. Ürünler yıpranmışsa onarılmasını, yeniden üretilmesini veya bileşenlerini/malzemelerini, başka bir ürün ya da aynı ürün için yeniden kullanmayı öngörür.

        1. İklim değişikliği

    Karşılaştırılabilir zaman dilimlerinde gözlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan veya dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan faaliyetleri sonucunda iklimde oluşan değişiklik olarak tanımlanır.

        1. Sera etkisi

    Güneş her gün dünyaya yaklaşık 120000 terawatt enerji verir, bu insanlığın halihazırda tüm günlük ve endüstriyel süreçlerde kullandığından yaklaşık 10000 kat daha fazladır. Güneş ışınları yeryüzünün yüzeyine çarptığında dünya bu solar radyasyonun bir kısmını toprak ve okyanuslarda ısı olarak emer. Bu ısının bir kısmı tekrar uzaya kaçar, ancak bir kısmı karbondioksit ve metan gibi sera gazları tarafından kapalı tutulur ve dünyanın bir sıcak hava battaniyesine sarılmasını sağlar. Buna “sera etkisi” adı verilir ve bu olmadan insanlık ve canlılar yaşamlarını sürdüremezler.

        1. Emisyon kontrolü ve yönetimi

    Gaz ya da gaz ve partikül karışımlarının atmosfere verilmesine emisyon (salım ya da salınım) denir. Azaltım (mitigasyon), iklim değişikliğine neden olan insan kaynaklı sera gazlarının kontrol altına alınması, azaltılması ve tutulmasına yönelik önlemlerdir. Emisyon azaltımı, her türlü sektör faaliyeti sonucu gerçekleşen karbondioksit eşdeğer ton (sera gazlarının küresel ısınma potansiyelinin karbondioksit gazı cinsinden ifade edilen bir metrik ton cinsinden birimi) birimindeki sera gazı emisyonlarının azaltılması, sınırlandırılması veya tutulması anlamına gelir. Azaltım iklim değişikliği bağlamında, sera gazı kaynaklarını azaltmayı ya da karbon yutaklarını artırmayı amaçlayan insan kaynaklı müdahaleleri ifade eder.

        1. Biyoçeşitlilik

    Kara, deniz, diğer sucul ekosistemler ve parçası oldukları tüm diğer yaşam ortamları dâhil olmak üzere her türlü kaynaktan oluşan canlı organizmalar arasındaki farklılıklardır.

        1. Kaynak verimliliği

    Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından doğal kaynakların sürdürülebilir olarak üretilmesi, işlenmesi ve tüketilmesinin yanı sıra, ürünlerin üretimleri ve tüketimleri esnasında oluşan olumsuz çevresel etkilerin tüm yaşam döngüleri boyunca azaltılması olarak tanımlanmaktadır.

    13. Ekosistem güvenliği

    Yaşamı ve biyolojik çeşitliliği destekleyebilecek istikrarlı ve dirençli bir çevrenin sürdürülmesi ve korunmasını ifade eder.

        1. Sorumlu tüketim

    Enerji, ürün ve hizmetlerin ihtiyacımızdan fazla kullanımının önüne geçerek çevre üzerindeki etkimizi en aza indirmek ve böylece kaynaklarımızı gelecek nesillere bırakabilmeyi ifade eder.

        1. Kurumsal strateji ve sürdürülebilirlik

    Sürdürülebilirlik stratejisi, bir şirket ya da kuruluşun sürdürülebilirlik politikası çerçevesinde hedeflerine ulaşmak için hangi kaynakları kullanacağını, hangi yönetsel ve operasyonel adımları atacağını ve mevcut faaliyetlerini ve iş süreçlerini bu politikaya nasıl uyarlayacağını belirlediği yol haritasıdır. Kurumsal sürdürülebilirlik kavramı, iklim krizinin etkileri ile birlikte iş dünyasında önemli bir kavram haline gelmiştir. Bu kavram, sürdürülebilirlik hedeflerini çevreye herhangi bir şekilde zarar vermeden kalkınma ile çok daha temiz bir geleceğe ulaşma hedefini ifade etmektedir. Bu doğrultuda markalarını sürdürülebilirlik kapsamında geleceğe taşıyacak olan ESG performanslarına yatırım yapılmaktadır. Kurumsal sürdürülebilirlik raporları bu noktada firmalara en önemli stratejik araçları sağlamaktadır. Kurumsal sürdürülebilirlik; firmaların ticari faaliyetlerinde verimlilik, büyüme ve değer yaratma noktasında faaliyetlerini çok daha sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmesini ifade etmektedir.

        1. Önceliklendirme analizi

    Önceliklendirme analizi (Materiality Analysis), bir şirketin önemli konularını ve ilgili tarafları (paydaşları) gereksinimleri ve beklentileri ile tanımlaması için kullanılan bir yöntemdir. Önceliklendirme analizinin amacı, sonucu potansiyel olarak etkileyebilecek ve aynı zamanda finansal tablo okuyucuları için özellikle ilgi çekici olabilecek tüm önemli hususları tespit etmektir. Önceliklendirme analizi, bir yandan ihtiyaç ve beklentileri ile birlikte kilit paydaş gruplarının belirlenmesini, bir diğer yandan, şirketin (üst yönetim açısından) önemli olan sürdürülebilirlik yönlerinin de tespit edilmesini sağlar. Her ikisini birbiriyle ilişkilendirmek, örneğin bir önceliklendirme matrisi (materiality matrix) yardımıyla, bir tür "genel önemlilik" ortaya koymak, emisyonlar ve iklim koruması, hayvanların korunması, sosyal sorumluluk, kaynakların yönetimi, çevrenin korunması gibi alanlarda ortaya çıkan aksiyon planları ile sonuçlanır. Bu risk analizinin sonuçları, her şirket için ilgili sürdürülebilirlik konularının stratejik sınıflandırması ve yaklaşımı açısından büyük önem taşımaktadır. Yöntem, resmi olarak tanımlanmış bir yaklaşımı izlemez. Ancak, sağlam sonuçların bir sürdürülebilirlik stratejisi tanımlaması için şirketin belirli bir süreci izlemesi gerekir.

        1. Önemlilik/çifte önemlilik

    Sürdürülebilirlik konusunda önemlilik, işletme ve paydaşları için çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ÇSY) alanlardaki ‘önemli’ konuları ifade etmektedir. Tahmin edileceği üzere sürdürülebilirlik alanındaki tüm ÇSY konuları işletmeleri ve toplumu eşit derece etkilemez, bazı konular işletmeler ya da paydaşlar için diğer konulardan daha önemlidir. Bu önemi belirleyen, işletmenin faaliyet gösterdiği coğrafya, sektör, ürün ya da hizmetler, paydaşlar ve bunlara benzer daha birçok etkendir. Çifte Önemlilik Değerlendirmesi, şirketlerin hem finansal sonuçlarına hem de çevresel ve sosyal etkilerine odaklanan bir değerlendirme yaklaşımıdır. Bu kavram, bir şirketin faaliyetlerinin sürdürülebilirlik açısından iç ve dış etkilerini ele alır. İşletmeler, sürdürülebilirlik faaliyetlerinin işletmeyi finansal açıdan nasıl etkileyeceği bakış açısıyla ve ‘Finansal Önemlilik’ odağında, 'Finansal Raporlama' yapabilecekleri gibi işletmenin faaliyetlerinin sürdürülebilirliği nasıl etkileyeceği bakış açısıyla ve ‘Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Uzmanı Ali Özcan (Bilgisayar Mühendisi) tarafından hazırlanmıştır.